ADANA BÖLGESEL TURİST REHBERLERİ ODASI
 
Adro
ADRO
ADANA BÖLGESEL TURİST REHBERLERİ ODASI
RBS Sistemi Rehber Talep Formu Adro facebook Adro instagram Adro twitter
 
ANA SAYFA | HAKKIMIZDA | ÜYELİK VE ÜYELERİMİZ | MEVZUAT | EĞİTİM VE ETKİNLİKLER | RAPORLAR | DUYURULAR | İLETİŞİM
 
Çukurova Tarihi
Kalelerimiz
Ören Yerlerimiz
Müzelerimiz
Doğal Alanlarımız
Camiler ve Kiliseler
 Müzelerimiz
 
ADANA

Adana Müze Kompleksi 
Türkiye ve Ortadoğu'nun en büyük müze kompleksleri arasına girmesi planlanan 68 bin 500 metrekare alana sahip Adana Yeni Müze Kompleksi'nin 12 bin 500 metrekarelik kısmını oluşturan Arkeoloji ve Mozaik Müzesi bölümü açıldı.
Adana’da 1907 yılında kurulan ancak son dönemde atıl kalan ‘Milli Mensucat Fabrikası’nın yerine 2013’te Avrupa Birliği (AB) Bakanı Milletvekili Ömer Çelik’in Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptığı dönemdeki girişimleriyle başlatılan müze kompleksinde ilk etap çalışmalar sona erdi.
Adana’da 1907 yılında kurulan, ancak son dönemde atıl kalan ‘Milli Mensucat Fabrikası’nın yerine inşa edilen müze kompleksi içinde açılan Arkeoloji ve Mozaik Müzesi’nin yanı sıra, Kent Müzesi, Tarım Müzesi, Sanayi Müzesi, Etnografya Müzesi ve Çocuk Müzesi bulunacak. İlk bölümü açılan kompleksin içinde kafeterya, fuaye, satış birimleri, sinevizyon alanı ve açık alanı olacak. Kompleks olarak Türkiye’nin en büyüğü olduğu belirtilen müzede, sergileme alanının 36 bin 790 metrekareyi bulacağı kaydedildi. Açılışı yapılan Yeni Arkeoloji ve Mozaik Müzesi’nde eserlerin teşhiri modern teknoloji kullanılarak yapılmaya başlandı. 18 bini arkeolojik 51 binden fazla tarihi eserin sergileneceği kompleksin ilerleyen dönemde tamamlanacak ikinci etap çalışmasından sonra Tarım Müzesi’nde Adana’nın tarımsal süreci, Sanayi Müzesi’nde ise yine Türkiye’nin ilk sanayi yatırımları sergilenecek. Kent Müzesi’nde kentin geçmişi aydınlatılacak, Etnografya Müzesi’nde de kentin kültürel birikimi gözler önüne serilecek. Çocuk Müzesi’nde de geçmişten günümüze oyuncaklar yer alacak.

Atatürk Evi
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, 15 Mart 1923'te eşi ile birlikte Adana'ya geldiğinde, Ramazanoğulları'ndan Suphi Paşa'ya ait olan bu konakta ağırlanmışlardır. 1981 yılından bugüne "Atatürk Müzesi" olarak ziyaretçilerin akınına uğrayan konak, hem o dönemin yaşam tarzını yansıtması, hem de Mustafa Kemal'in izlerini taşıması bakımından Adana'daki önemli müzelerden biridir. Atatürk'ün Adana'ya gelişi, her yıl 15 Mart'ta bu binada resmi törenle kutlanmaktadır.
Müze binası, Seyhan Caddesi üzerinde 19.yy. da yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, çıkmalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır. Bu özellikleri nedeniyle yapı Bakanlıkça "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. 15 Mart 1923'te Atatürk eşi ile birlikte Adana'ya geldiğinde, Ramazanoğulları'ndan Suphi Paşa'ya ait olan bu binada ağırlanmışlardır. Bina Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi Koruma ve Yaşatma Derneği'nce zamanın Kolordu Komutanı Bedrettin Demirel'in önderliği ve halkın yardımıyla kamulaştırılıp restorasyonu yapılmış ve 1981 yılında Müze Müdürlüğü'ne bağlı bir müze olarak hizmete açılmıştır.
Atatürk'ün Adana'ya gelişi her yılın 15 Martında resmî törenle bu binada kutlanmaktadır.

Alt Kat
Çalışma Odası: Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonraki yıllarda çıkan yerel gazetelerden Yeni Adana, Türk Sözü, Çukurova, Dirlik gazetelerinin yer aldığı bölümdür.

Kütüphane: Kütüphanede Osmanlıca ve Türkçe (Latin harfleriyle) yazılı 2000'e yakın kitap vardır. Kitapların çoğu bağış yoluyla sağlamıştır.

Üst Kat
Sofa: Emekli subay Nevzat Duruak tarafından yapılmış olan Atatürk'ün mumdan heykeli yer almaktadır.
Yatak Odası: Pirinç karyola, sim işlemeli yatak, masa örtüsü, ayrıca Maraş işi iki koltuk ve elbise dolabı bulunmaktadır.
Çalışma Odası: Maraş işi koltuk, masa, sandalye, telefon, dolap ve Atatürk' ün portresi bulunmaktadır.
Basın Odası: Vitrin içerisinde Yeni Adana Gazetesi'nin ciltlenmiş Pozantı nüshaları ve çalışanlarının çerçeveli resimleri bulunmaktadır.
Mücahitler Odası: Gani Girici'nin ve bazı mücahitlerin portreleri, Gani Girici' ye ait madalya ve Atatürk'ün ölüm anına, 9:05'e ayarlanarak durdurulmuş bir saat bulunmaktadır.
Oturma Odası: Cevizden sandalye, nargile, madeni mangal, kilim ve halılar bulunmaktadır.
Hatay Odası: Atatürk Adana'ya geldiğinde, Ayşe Fıtnat hanımın başkanlığında bir grup Fransız işgalindeki Hatay'dan gelerek Atatürk' ün huzuruna çıkmış ve ona siyah gül hediye etmiştir. Buna karşılık, Atatürk de "Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz." demiştir. Bu olayı anlatmak için mankenler konmuştur. Ayrıca ceviz oymalı sehpa, Türk bayrağı ve Hatay'dan gelen heyetin çeşitli boylarda fotoğrafları bulunmaktadır.
Silah Odası: Cins ve ebatları değişik tüfekler, tabancalar, paşa apoleti, Atatürk' ün doğduğu evin maketi, Anıtkabir'e Osmaniye'den giden taşın numunesi ve vitrin içerisinde çeşitli yıllara ait madeni paralar bulunmaktadır.
Yaver Odası: Atatürk'ün yaverinin kaldığı oda içerisinde pirinç karyola, sim ve gümüş işlemeli yatak örtüsü, ceviz kaplamalı elbise dolabı, madeni ibrik ve leğen bulunmaktadır.
Kuva-yi Milliye Odası: Atatürk, İsmet İnönü ve Kuva-yi Milliye döneminde emeği geçen ve Kuva-yi Milliye hareketini başlatanların büstleri bulunmaktadır.

Sinema Müzesi
Türk sinema tarihi incelendiğinde Yeşilçam da ışıkçıdan rejisöre kadar çok sayıda Adanalının görev aldığı gözlenir. Bunlar arasında bir çırpıda Yılmaz Güney, Abidin Dino, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Muzaffer İzgü, Şahin Kaygun, Ali Özgentürk, Yılmaz Duru, İrfan Atasoy, Yılmaz Köksal, Şener Şen, Ali Şen, gibi isimleri sayabiliriz. Adana Sinema Müzesi, Türk Sinemasının tarihini, Adana Perspektifi ile sergilemeyi misyon edinmiş bir kent ihtisas müzesidir. Bu müzede balmumu heykeller, binlerce film, film afişi, fotoğraf, sanatçılara ait özel eşyalar bulunmaktadır. Ayrıca 1891 yılından beri Türkiye de yayınlanmış 3500 parçalık fotoğraf ve sinema kitap koleksiyonu da bu müzededir.

Şakir Paşa Konağı
Şakirpaşa Konağı, Çukurova bölgesiyle ilgili tarihi, kültürel ve arkeolojik değerlerin envanterinin tutulduğu bir merkez olarak hizmet verecek. Merkezin açılışı 16 Aralık 2014 tarihinde gerçekleştirilecek.
Taşınmaz kültür varlığı olarak adlandırılan Tarihi Şakirpaşa Konağı’nın restorasyonuyla ilgili proje Adana Büyükşehir Belediyesi Proje Daire Başkanlığı’nca, Çukurova Kalkınma Ajansı’na proje olarak sunuldu ve destek aldı. Toplam 1 milyon 101 bin liralık restorasyon maliyetinin 713 bin lirası Çukurova Kalkınma Ajansı tarafından karşılandı. 386 bin liralık bölümünü ise Adana Büyükşehir Belediyesi üstlendi. Restorasyon işlemi 10 ayda tamamlandı. Tarihi konak, Çukurova Kültürünü Araştırma Geliştirme ve Yaşatma Merkezi ismiyle hizmet verecek. 
Konağın Önemi
Osmanlı son dönem sivil mimarisinin tipik bir örneği olan Şakirpaşa Konağı’nın, dönemin Adana Valisi Şakirpaşa tarafından ikamet amaçlı yaptırıldı. Şakirpaşa 1888-1890 yılları arasında valilik yaptı. Eski Adana’nın batı tarafında "Hacı Seyit’in Bağı" denilen mevkide yaptırılan konak, iki katlı ahşap ve tuğla malzeme ile inşa edilmiş olup, ahşap malzemeleri ile dikkat çekiyordu. Şakirpaşa şehrin bu kenarına konak yaptırdıktan sonra, yakınında bir tren istasyonu yapılmış ve böylece Şakirpaşa Mahallesi oluşmuştur. Konağın geniş bahçesi olduğu, etrafının yüksek tel veya duvarla çevrili olduğu, bahçesindeki su kuyusundan rüzgar gülü ile su çıkarıldığı anlatılmaktadır.
“BU MİLLET ESİR OLMAYACAK”
Konağın mimari özellikleri yanında tarihte oynadığı rol daha önemlidir. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın "Milli Mücadele" fikrine yönelmesine Şakirpaşa Konağı tanıklık etmiştir. Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı günlerde Adana’da bulunan Mustafa Kemal Paşa, ateşkes hükümlerinin tehlikesini ve gelmekte olan buhranlı günleri ilk bu şehirde görmüştü. Mustafa Kemal Paşa Adana’nın ileri gelenleriyle yaptığı görüşmelerde, milli mücadele için hazırlıklı olunması gerektiğini anlatmış, Adanalıların vatan uğrunda ölmeye kararlı olduklarını görmüştü.
İşte böyle tarihi görüşmelerden biri de 8 Kasım 1918’de, o dönemde mülkiyeti Aliye Hanım’a (Yerdelen) ait olan Şakirpaşa Konağı’nda yapıldı. Toplantıda Adana askeri erkanı ile Adana eşrafından oluşan kalabalık bir heyet, işgaller ve memleketin geleceğini konuştular. Mustafa Kemal Paşa bu konakta Adana ve Çukurova’nın işgal edileceğini, dolayısıyla gerekli önlemlerin alınmasını, kendisinin de her türlü desteği yapacağını belirtti. Heyette bulunan Adanalıların vatanını savunmak uğrundaki coşkusunu gören Mustafa Kemal Paşa tarihi kararını bu konakta "Şakirpaşa Konağı’nda" verdi, "Evet evet. Bu topraklarda düşman çizmesi gezemeyecek ve bu Millet esir olmayacak."

Misis Müzesi
Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Misis Beldesi’nde 1959 yılından beri hizmet veren müzede, Misis Antik Kenti’nden kalma 4. yüzyıl sonlarına ait bir tapınağın zemin mozaikleri sergileniyor. Adana’ya 26 km. mesafede yer alan müze, Adana Arkeoloji Müze’sine bağlı.
Müze, 1956 yılında Misis höyüğünde kazı yapan Alman arkeoloji heyetinden Prof. Dr. H. Theodore Bossert ile Dr. Ludwig Budde tarafından ortaya çıkarılan, Misis Antik Kenti sınırları içerisinde bulunan bazilikaya ait zemin mozaikleri korumak amacıyla kurulmuştur.
Bizans devrine ait mozaiklerde Nuh’un tufan sırasında gemisine aldığı hayvanlar tasvir edilmiş. Mozaiğin ortasında bir masa veya sehpa biçiminde yapılmış kümes ve etrafında Nuh Peygamber’in tufanda gemisine aldığı kümes hayvanları ve 23 adet kuş, bu grubun çevresinde ise vahşi ve evcil hayvanlar bulunuyor

OSMANİYE

Osmaniye Kent Müzesi
Osmaniye Belediyesi tarafından yapımı tamamlanarak hizmete açılan Kent Müzesi ile Osmaniye’yi her yönü ile tanımak mümkün. Daha önce sosyal tesis ve düğün salonu olarak kullanılmakta olan binanın Selçuklu mimarisi ile yeniden restore edilerek Kent müzesi haline dönüştürüldü.
Osmaniye Kent Müzesi ile şehrin geçmişi geleceğe taşınıyor. Osmaniye’nin sosyal hayatı, ticareti, siyaseti, tarihi, sanatı, tarımı kısaca geçmişi her yönü ile çeşitli objelerle insanlara tanıtılıyor. Her gün yüzlerce kişi Kent Müzesini ziyaret ederek Osmaniye’yi her yönü ile tanıyor.

OKÜ Celil Atasever Oyuncak Müzesi
Unutulmaya yüz tutmuş ve kendi kültürümüze ait oyuncakları çocuklarla tekrar buluşturarak daha eğlenceli, daha akılda kalıcı bir öğrenme yöntemi ile ziyaretçileri hem geçmişe götürmeyi hem onların geleceği hayal etmelerini amaçlıyor. Bu müze ziyarete gelen ailelerin her bir bireyini de kucaklamak amacıyla kurulmuştur. Oyuncak Müzesinde bulanan oyuncaklar OKÜ Osmaniye Meslek Yüksekokulu  Öğretim Görevlisi Celil Atasever'in yıllardır biriktirdiği oyuncaklardır

MERSİN

Narlıkuyu Mozaik Müzesi
Narlıkuyu Mozaik Müzesi, Mersin-Silifke'nin bir beldesi olan Narlıkuyu'da yer almaktadır. Roma dönemine ait hamam kalıntılarının bugün müzeye dönüştürülmesiyle ziyaretçi ağırlamaya başlayan yapıda sergilenen mozaiklerin tarihi 4.yy'a kadar uzanmaktadır. Müze 1975 yılında inşa edilmiş ve hamamda yer alan mozaikler hiçbir değişikliğe uğramadan oldukça iyi korunmuştur.
1950 yılında yapılan kazıda bulunan mozaiklerin üzerinde Zeus'un kızları Aglaia, Euphrosyne ve Thalia resmedilmiş, bu nedenle Üç Güzeller Mozaiği ismiyle anılmaktadır. Üç Güzeller yalnızca Narlıkuyu Mozaik Müzesi için değil belde için de oldukça önemlidir ve adeta onunla özdeşleşmiştir. Bugün yalnızca su yalağı ile yıkanma bölümündeki bu taban mozaikleri günümüze kadar gelebilmiştir.
Narlıkuyu Mozaik Müzesi'nde figürler, tablolar ve mozaik levhalar sergilenmektedir. Müze, bize Roma dönemi hakkında geniş kapsamlı bir bilgi sunması açısından oldukça önemlidir. Gerek yerli gerekse yabancı turistlerin beldede görmeden seyahatini sonlandırmadığı müzenin yaz-kış açılış ve kapanış saatlerinin değişmesi nedeniyle önceden bilgi almak önemlidir. Ayrıca müzeye giriş için herhangi bir ücret ödenmemektedir.

Üç Güzeller Mozaik
Akdeniz'in incisi Mersin'in en sevilen tatil noktalarına ev sahipliği yapan Silifke ilçesine bağlı Narlıkuyu koyunda yer alır. Bölgede balık restoranlarıyla, Cennet - Cehennem Mağaraları ve Astım Mağarası ile ünlü Narlıkuyu, Üçgüzeller mozaiğine de ev sahipliği yapmaktadır. Mozaik koyun orta noktasında yer alan ve koruma altına alınmış olan deniz kıyısındaki IV. yüzyıl Roma dönemine ait hamamda bulunmaktadır. Bu tarihi hamamın imparatorluk yönetiminde etkin bir kişi olan Poimenios tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Üç güzellerin tasvir edildiği mozaik Roma dönemi hamam yapısına ait olup mozaik taban 1975-76 yıllarında bir bina içine alınarak müze oluşturulmuştur.
Cennet obruğunun en dibinden akan yeraltı deresinin koyda denize ulaştığı noktadaki tatlı su kaynağından yararlanılarak yaptırılan hamamın yıkanma bölümünün tabanında yarı tanrıça üç kız kardeş mozaiklerle tasvir edilmektedir. Baskın renkleri beyaz, siyah, kahverengi ve sarı olan mozaikteki kızların Zeus'un kızları Aglaia, Euphrosyne ve Thalia çıplak olarak kumru ve keklikler arasında dans ederken tasvir edildiği görülmektedir.
Mozaik tablonun üst kenarındaki Grekçe yazıda ise; 'Ey konuk dost! Bu mucizeli suyu kimin bulduğunu, saklı kaynağını kimin gün ışığına çıkardığını merak ediyorsan, bil ki O, imparatorların dostu ve Kutsal Adalar'ın dürüst yöneticisi Poimenios'tur. Yazıttan da anlaşılacağı gibi Poimenios, Roma imparatorları Arcadius ve Honorius'un dostu ve bugünkü Büyükada, Kınalıada ve Heybeliada'nın o dönemlerdeki yöneticisiymiş.

Silifke Müzesi
Silifke Müzesi, Silifke – Antalya karayolu üzerinde ikinci kilometrede bulunmaktadır. Zengin bir arkeolojik ve etnografik mirasa sahip Silifke ve çevresinden toplanan eserler, 1958 yılından 1973 yılına kadar Cumhuriyet İlkokulu'nda saklanmıştır. 1958 yılında aynı okulun bir kısmı depo müze olarak kullanılmıştır ve 1978 yılında ise şimdiki binası olan Silifke Müzesi binasına taşınmıştır. 
Müze içerisinde M.Ö. 2700'den günümüze kadar olan tarihsel süreç boyunca bulunan Tunç, Demir Devri, Arkaik, Grek, Klasik, Helenistik, Roma, Bizans, Osmanlı Devri eserleri sergilenmektedir. Silifke Müzesi iki katlı olup kapalı alan dışında açık havada müze bahçesinde de eserler sergilenmektedir. 
Silifke Müzesi, Silifke Belediyesi'nin kardeş şehri Almanya Hassloch Köyü'nde yer alan Haßloch Müzesi ile kardeş müze olma özelliği de taşımaktadır. Silifke bina müzeciliğinden çok açık hava müzeleri ile meşhurdur. Silifke Müzesi'nin sorumluluk alanında bulunan tescilli kültür ve tabiat varlıklarının içinde bulunan açık hava müzelerinin başlıcaları Cennet-Cehennem, Uzuncaburç, Olba Holmi, Aphrodisias, Kelenderis, Canbazlı, Kkoriasion, Korykos, Seleukeia, Mylea, Meydancık, Ura'dır.

Anamur Müzesi
Mersin'in sahil kentlerinden bir olan Anamur tarihi dokusu ile öne çıkmaktadır. İlçenin en ünlü tarihi dokusu olan Anemurium Antik Kenti'nde Amerikalı ve Kanadalı bilim adamları tarafından 1960 yılında bilimsel arkeolojik kazılar başlatılmıştır. Anamur aynı zamanda Yörüklerinde yaşadığı bir bölge olmasından dolayı etnografik birçok kültürü de bünyesinde barındırmaktadır. Bölgede çıkarılan ve gelecek nesillere aktarılması gereken tarihi ve kültürel dokuya sahip öğeler için de Anamur Müze binasının ilk temeli 1976 yılında atılmıştır. 
1990 yılında binanın tamamlanmasından sonra 1992 yılında teşhir ve tanzim çalışmaları sonuçlandırılmıştır. Bu zamana kadar sağlıklı bir müze binasının olmaması nedeniyle; Anemurium kazılarında ortaya çıkarılan eserler Alanya Müzesi'nde, ilçe çevresinde ele geçen diğer eserler ise Silifke Müzesi'nde korunmuştur. 
1984 yılında Anamur Müzesi hizmet vermeye başlamış ve Anamur ve çevresinde kültür ve tabiat varlıklarının tespit çalışmaları sürdürülmüş, 1985 ve 1986 yılları Bozyazı (Nagidos) nekropolü ve Mamure Kalesi içindeki Rig Manoi Antik Kenti kalıntılarında kurtarma kazısı çalışmaları gerçekleştirilmiştir. 
Müze binasının üst katında idari odalar, kütüphane, fotoğrafhane, konferans salonu, alt katında ise kafeterya, etnografik ve arkeolojik seksiyonlar, eski eser depoları ve laboratuvar bulunmaktadır. Konferans salonunda eski eser kaçakçılığının önlenmesine yönelik eğitici nitelikte dia gösterileriyle, resim, heykel, fotoğraf vb. gibi sergiler düzenlenmektedir. Etnografik seksiyonda geleneksel sanatlarımızdan örnekler, folklorik eşyalar ve niello tekniğiyle savatlanmış kılıçlar, çoban tabancaları, filigre tekniğiyle yapılmış gümüş sallama, gerdanlık küpeler, çeşitli takılar, bakır kazan ve tabaklar, yün çorap, uçkur, peşkir, heybe, kuşak, tütün ve para kesesi, deve yuları, saat örnekleri yer almaktadır.

Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi
Türkiye'de kurulan ilk amphora müzesi olan Taşucu Arslan Amphora Müzesi, aynı zamanda ülkede tek olma özelliği de taşımaktadır. Silifke-Taşucu'nda bulunur.
Müzede; Antalya, Mersin ve Taşucu'nda balıkçıların ağlarına takılan amphoralar sergileniyor. Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi'ndeki koleksiyonların en eskileri M.Ö. 7. yüzyıl olarak tarihlendirilmektedir. 
En eski amphoralar, Suriye, Filistin, Kıbrıs'a aittir. 1997 yılında kurulan Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi, şehrin turizmini olumlu yönde etkilemiş ve sürekli ziyaret edilen noktalardan biri haline gelmiştir.

Mersin Atatürk Evi Müzesi
Mersin'in en önemli ve işlek caddelerinden biri olan Atatürk Caddesi üzerinde yer alan Mersin Atatürk Evi Müzesi, 1897 yılında dönemin Almanya Konsolosu Bay Christman için yaptırılmış. Mimarı bilinmeyen yapının ismi zamanla halk arasında Krizman Konağı olarak isimlendirilmiş.
Ulu Önder Atatürk ve eşi Latife Hanım, 20 Ocak-2 Şubat 1925 tarihleri arasında Mersin'i ziyaret etmiş ve on bir gün boyunca şimdi müze olan bu binada kalmış.
2 Ekim 1992'de Atatürk Evi ve Müzesi olarak resmi açılışı yapılan müzenin alt katı, Fotoğraflar ve Belgelerle Atatürk Müzesi olarak düzenlenmiş durumda. Bununla birlikte Ankara'da bulunan Anıtkabir Müzesi'nden getirtilen Atatürk'ün 22 adet kişisel eşyası da müze içerisinde sergileniyor. Müzenin üst katında ise etnografik eserler ile oturma, çalışma ve yatak odaları bulunuyor.
Eğer yolunuz Mersin'e düşerse, Mersin Atatürk Evi Müzesi'ni de mutlaka ziyaret edin. Şimdiden keyifli bir tatil geçirmenizi dileriz.

Mersin Müzesi
Hem arkeolojik hem de etnografik eserlerin sergilendiği Mersin Müzesi, ilk olarak 1978 yılında kurulmuştur. 
Eski bir binada kurulmasından dolayı, o dönemlerde bina restorasyon çalışmalarının ardından Kültür Merkezi haline getirilmiştir. Yapılan çalışmaların ardından 1991 yılında teşhire açılmıştır Mersin Müzesi. Mersin Müzesi koleksiyon bakımından oldukça zengindir. 
Sergilenen eserler arasında Anadolu'nun en eski yerleşim yerler arasındaki Yumuktepe ve Gözlükule'deki kazlarda gün yüzüne çıkarılmış kalıntılar vardır. Bunların yanı sıra pişmiş toprak çanak-çömlekler, cam ve bronz eserler sergide yerini almıştır. 
Müzede sergilen etnografik eserler ise binanın üst katındaki üçüncü odada bulunuyor. Bu katta; süs eşyaları, peşkirler, işlemeli elbiseler, kilimler, madeni ve ahşap eşyalar sergilenmektedir. Mersin geziniz sırasında müzeyi gezilecek yerler listenize dahil edebilirsiniz. Müzenin ardından şehirdeki Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi'ni de ziyaret edebilirsiniz.

Tarsus Müzesi
Mersin'in en önemli yerleşim alanlarından biri olan Tarsus, tarihteki değerini günümüze kadar korumuştur. 
Bir Mersin tatilinde Tarsus ilçesi mutlaka ziyaret edilmeli. Çukurova'nın en önemli yerleşim alanı olan bu bölgede bulunan müzedeki kalıntılarla çok eski dönemlere kısa yolculuklar yapmanızı sağlayacak. 
Tarsus Müzesi, Kubad Paşa Medresesi'nde toplanan eserlerin çoğalmasının ardından kurulmuştur. 1971 yılında ise Tarsus Müzesi hizmet vermeye başlamıştır. Tarsus'ta yapılan arkeolojik kazılar sonucu gün yüzüne çıkarılan eserler müzede sergilenmektedir. 
Mersin gezinize Tarsus Müzesi'nin ardından Mersin Müzesi'ni ve Taşucu Arslan Eyce Amphora Müzesi'ni de dahil etmeyi unutmayın.

Taşucu Atatürk Evi
Silifke Taşucu'nda bulunan Atatürk evi diğer Atatürk evlerinden çok farklı bir özelliğe sahiptir. Taşucu sahilde bulunan bu ev, Selanik'te Mustafa Kemal'in doğup büyüdüğü evin birebir aynısıdır. Türkiye'deki birçok Atatürk evi Mustafa Kemal'in şehri ziyaret ettiğinde konakladığı evler olup ,‘'Atatürk Evi'' olarak anılmaya başlamıştır. Ardından müzeye çevrilmiştir. Oysa Taşucu Atatürk Evi'ni Mustafa Kemal ne ziyaret etmiş ne de konaklamıştır. Ancak; Mustafa Kemal Atatürk dört kez ziyaret etmiş ve Taşucu'nu doğum yeri olan Selanik'e çok benzetmiştir.
İnşası tamamlandıktan sonra 12 Mayıs 2005'te ziyarete açılan Taşucu Atatürk Evi yöre halkının katkıları ve Taşucu Belediyesi'nin desteği ile yapılmıştır. Ankara ve İstanbul'dan sonra üçüncüsü Taşucu'nda yapılan bu Atatürk evinin açılışına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş da katılmıştır. 
Taşucu Atatürk Evi'nin bahçesinde eski bir duvar kalıntısı ve bir adet sütun bulunmaktadır. Zaman zaman içinde sergilerin düzenlendiği, bahçesinde halkın da oturup dinlenebildiği bir müzedir burası. Müzenin hemen arkasında otopark, çevresinde ise konaklanabilecek oteller yer almaktadır. Ayrıca Taşucu Limanı'na 5 dakikalık yürüme mesafesine sahiptir.

Tarsus Nusrat Mayın Gemisi Müzesi
Nusrat'ın döşediği mayınlar 18 Mart 1915'te Çanakkale harekatının kaderini değiştirmiş, ona "dünyanın en ünlü mayın gemisi" unvanını kazandırmıştı. Nusrat'ın mayınları 639 kişilik mürettebatıyla Bouvet, onun ardından Inflexible ve Bolva zırhlılarını sulara gömmüştü. İngiliz Generali Oglander'in "Çanakkale-Gelibolu Askeri Harekatı" (Military Operations Gallipoli, Official History of the Great War)adlı eserinin 1. cildinden: "Pek uygun başlamış olan gün bu meçhul mayın hattının olağanüstü ve ortalığı kırıp geçiren başarısı yüzünden, tam bir başarısızlıkla sona erdi. Bu yirmi mayının seferin talihi üzerindeki etkisi ölçülemez." Sir Ccolyen Corbet'in, "Deniz Harekatı" adlı eserinin ikinci cildinden: "Felaketlerin hakiki sebebi keşif ve tayin olununcaya kadar çok geçmedi. Gerçek şu idi ki, 8 Mart gecesinde Türkler, haberimiz olmadan Erenköy Koyu'na paralel olarak 20 mayın dökmüşler ve keşif gemilerimiz, aramaları esnasında bunlara rastlamamışlardı. Türkler bu mayınları özel amaçla manevra sahamıza koymuşlar, gösterdiğimiz bütün ihtiyata rağmen baş döndürücü bir zafer kazanmışlardır." Bahriye Nazırı Winston Churchill 1930'da "Revue de Paris" dergisinde olayı şöyle yorumlamıştır: "Birinci Dünya Harbinde bu kadar insanın ölmesine, harbin ağır masraflara mal olmasına, denizlerde onca ticaret ve savaş gemisinin batmasına başlıca neden, Türkler tarafından o gece atılan o incecik çelik halat ucunda sallanan yirmi demir kaptır." Mersin'den Tarsus'a 3 parçaya ayrılarak TIR ile getirilmiş olup, 27 km'lik yol 4.5 saat sürmüştür. Nusrat kendisi için yapılan Çanakkale parkına demirledikten sonra 8 kişilik heyet Çanakkale'deki maketini inceleyip tüm kaynakları araştırmış sonucunda orijinale en yakın haline getirilmiştir. Kaynak: Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü arşivi.

 
ADANA BÖLGESEL TURİST REHBERLERİ ODASI
ADRO

Adana Bölgesel Turist Rehberleri Odası

Cemalpaşa mah.Fuzuli Cad. Galleria Avm 14/1210 Kat :2 Ofis no:217
Seyhan /Adana

Tel : 0 (322) 459 0 118

GSM : +90 539 888 39 49 Adro Sekreter Aysel Gedikoğlu

GSM : +90 532 162 16 35  Adro Bş. Hasan Erdoğan

E-Posta : info@adro.org.tr 

DÜŞÜNCELERİNİZ BİZİM İÇİN ÖNEMLİDİR